New York, New York

Bu şarkıyı ilk New York’ta üstü açık otobüslerdeki rehberimin kendi sesinden dinledim. Yanlış okumadınız evet 😀

New York, Amerika’nın en büyük şehri. Bana göre en büyük zıtlıkların olduğu bir şehir. Bir yanda Siyahiler ve Yahudiler diğer yanda Amerika’ılılar.
Bir yanda benim gördüğüm en büyük park diğer yanda başınızı kaldırıp yukarı baktığınızda baş döndürücü yükseklikte gökdelenler. Hem özgür hem tutsak. Hem çok kilolu ve bi o kadar spor. Hem çok zengin hem fakir. Hem karanlık hem aydınlık…
İlk defa Amerika’ya ayak bastığımda ben hala dünyadamıyım diye düşündüm. Arabalar çok büyük. Evler üflesen uçacak. Yaya lambaları kırmızı, sarı veya yeşil değil. Anlıcanız benim beyin allak bullak.
New York’u anlat anlat bitmez. Onun için sadece bir değil birden fazlı blog paylaşıcam. Bu blog biraz herkesin kesinlikle görmesi gereken klasik New York’u anlatıyor.
New York’ta eğer gezmeyi birazda olsa ucuza getirmek istiyorsanız yapmanız gereken kendinize bir New York Pass almak. Bu kart belirlediğiniz gün sayısına göre alıyorsunuz. Ben 3 günlük olanına kendi websitesinden 191 $ aldım. Paypal veya kredi kartı ile ödemesi çok basit. Hiç posta ile gönderme yolunu seçipte boşuna para vermeyin. 32th Street’de Madame Tussauds müzesi var. Oradan hem üstü açık otobüsünüzün biletini hemde Madame Tussauds’nun biletini alabiliyorsunuz. Bu kart 80i aşkın müze, gezi turu ve başka başka aktiviteleri kapsıyor. Ben kendi yaptığım aktiviteleri anlatıcam.
İlk etapta yukarda yazdığı gibi otobüs biletimi alıp Madame Tussauds’yu hızlıca turladım. Eğer daha önce başka bir Madame Tussauds’ya gittiyseniz girmenize bile gerek yok. Çoğu heykeller aynı. Birkaç Amerika’lı ünlünün heykelini göreyim derseniz girin.
Ardından hemen yakınında rehber eşliğindeki otobüs turunun başladığı noktaya gidip birinci duraktan otobüse bindim. Rehber’im aşırı tatlı New York’lu bir üniversite öğrencisi. Malum New York Üniversitesi dünya’nın en büyük özel ama bir o kadar pahalı üniversitelerinden biri. Kızda üniversitenin parasını ödeyebilmek için çalışıyor. 12 durağa kadar üçgen şeklindeki Flatiron binasının yanından geçtik. Empire State Building’e bir selam çaktım. Chinatown’da kendimi Çin’de hissettim. Wall Street’in boğasının fotoğrafını çektim.
12. durakta inip 11 Eylül saldırısının gerçekleştiği ikiz kulelerin bulundu yerdeki anıta ulaştım. Oraya gittiğimde yedi yaşıma televizyonun başında, Ali Kırca’nın sunduğu canlı yayını izlediğim gün aklıma geldi. Tüylerim diken diken oldu. Saldırıdan sonra burası Grand Zero diye geçiyor. Suların aktığı kara delik binanın oldugu büyüklükde anıtta suların nereye gittiğini görmüyorsunuz. Tıpkı o gün o binalarda çalışan insanlar veya ilk çıkan yangını söndürmeye giden itfaiye görevlileri gibi. Yazması ve söylemesi kolay 2996 kişi. İki gökdelenin enkazı.
Bu fotoğraf saldırıdan dakikalar önce çekilmiş.
Tam dokuz ay sürmüş mesela enkazı toplamak. 1993’de ikiz kulelerin otoparkında yine bombalı saldırı olduğunu mesela pek fazla insan bilmez. Bu binaya ikinci saldırı imiş. Uçaklardaki yolcular, hosteslerin yardım çağrıları. Bunları hiç düşündünüz mü? O üç saat boyunca neden diye sordum kendime? Bu islam veya cihad diyip kestirip atanlar ne olacak? Müzeden çıkarken düşüncelerden nasıl olmuş tam olarak merakımı gideriyim derken, daha büyük düşüncelerin içine düşmüşüm…
Müzenin hemen yanında yeni açılan One World Tower’ı görüyorsunuz. Şuanda New York’un en yüksek binası ve çatısına çıkabiliyorsunuz.
Aynı şekilde yeni açılan metro girişini görmeden gitmeyin. Ben bilmediğim halde gördüğüme sonradan çok sevindim. Zaten kısa bir süre önce açılmış.
  
Otobüs’ün Downtown turunu Times Square’da tamamlayıp biraz oraları gezdim. Özellikle M&Ms World Shop’a girmeden New York’tan dönmeyin. Kendi resminiz ve bir çok şekil veya harflerle kişisel M&Ms’lerinizi tasarlaya bilirsiniz.
Ertesi gün yine otobüs ile Castle Clinton’a gittim. Oradan Statue of Liberty (özgürlük anıtı) ve Ellis Island için bilet aldım. Adaya ulaştığımda bana rehberlik yapacak olan cihazı alıp yavaş yavaş yürüyüp manzarayı izledim. Birçok göçmenin hikayesinin kahramanı olan bu anıt Amerika’nın en önemli sembollerinden biri.
Ardından Ellis Island’e giden vapurdan inmedim. Orası göçmenlerin ilk karşılandığı yer olarak geçiyor. Halen ilk yapılar duruyor. Otobüs turunun Manhattan’ın Uptown (yukarı mahalle) turunu bitirdim. Orada Harlem’i, Manhattan’ın zengin ve elit kesimin yaşadığı bölgeyi ve müzelerin bulunduğu Fifth Avenue’yu (beşinci cadde) rehber eşliğinde gezdim.
New York Pass’ımın sonuncu günü müzelere ve New York’un en ünlü çatılarına ayırdım. Central Park West’de bulunan American Museum of Natural History’i gezdim. Müzede bir gece filmini bilenler bu müzeyi yakından tanırlar. Benim özellikle dinozor, deniz canlıları ve taşlarla olan kısımı ilgimi çekti.
  
Ardından Rockefeller Center’a ulaştım. Burası birçok benzer binadan oluşan bir merkez. Ben Top of the Rock girişini bulup şimdiye kadar yaptığım en komik asansör yolculuğunu yaptım.
New York manzarası nefes kesici. Kesinlikle tadını çıkarmanızı tavsiye ederim. Aynı zamanda Noel Ağacı ile ünlü bir merkez. Hemen yanında yazın kafelerin kışın ise buz pistinin bulunduğu alan yılbaşı zamanında turistlerin ve New Yorklular’ın uğrak yeri.
Ardından Museum of Modern Art’a gittim. Sanat severler için birebir. Van Gogh, Andy Warhol veya Picasso’nun eserlerini bulmak mümkün. İlk kattaki göçmenlerin yol haritaları ve anlatımları en ilginç olan sergilerden biriydi.
Güneş batmaya yakın Empire State Building’in yolunu tutucam fakat onun öncesinde Central Park’ta bir bisiklet turuna ne dersiniz. Bir arkadaşımın bisiklet otobanı dediği bisiklet yolunda bir saatde Central Park’taki turumu tamamladım. Birdefa gölün kenarında filmlerde sıkça gördüğümüz köprüde durup dinlendim. Sandaldaki aşıkları izlemek çok güzel.

 

Güneş batımında Empire State Buildingin tepesine ulaşmak yaklaşık 45 dakikanızı alıyor. Çektiğiniz zahmete değecek inanın bana!

New York Pass ile turumu böylece bitirdim. Burda yazılı herşeyi New York Pass ile yaptım. Umarım bu bilgiler seyahatinizde yardımcı olur.
New York’ta yok yok. 5 Bölgesi bulunan New York ulaşımı Metro, Deniz Yolu ve Teleferikle sağlanıyor. East River’ın üstünde bulunan bu teleferik güzel bir manzara vaad ediyor. Eğer zamanınız varsa mutlaka gidin!
Son olarakda alışveriş severler için mutlaka gidilmesi gereken dünyanın en büyük mağazası Macy’s!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: