Mekanları ile İstanbul

Yıllar sonra tekrar Istanbul ile ilgili paylaşım yapıcam. Bu seferki paylaşımım 3-5 günlük turistik bir gezi sonrası değil. Yılbaşından itibaren stajyer olarak 3 ay Istanbul’da yaşadım. Artık birazda İstanbul’lu tarafım var. Kötü yönlerini değilde iyi yönlerini almaya çalıştım. İlk yazı İstanbul’un her bütçeye göre olan mekanları ile ilgili.

İlk öğün kahvaltıdan başlayalım dilerseniz 🙂

Hafta içi çalışıp hafta sonunuda yakınlarımla geçirdiğim için kahvaltıyı pek fazla dışarda yapmadım.
Ortaköy kahvaltı mekanları ile ünlü, ki bence hakediyor. Ben sadece Ortaköy Cafe & Kahvaltı’da kahvaltı yaptım ve bir daha vazgeçemedim. 20 türk lirasına güzel ve doyurucu bir kavhaltı için Ortaköy doğru bir tercih.
Biraz daha lüks bir yer olsun derseniz, Tophane’de Lulu Hookah Lounge öneririm. Aslında akşam Boğaz manzarasında nargile içmek için gidilen bir mekan, fakat sabahları çok sakin oluyor. Kahvaltılarında ise kuş sütü eksik. Kahvaltıda cam kenarında yer bulma ihtimali çok yüksek 😉 Boğaz manzarası dedik kuş sütü eksik dedik fiyatıda tabiki ikiye katladık ve 45 türk lirası dedik. Bu kadar güzel şeyin bir bedeli olmalı elbette.
Gezdik tozduk sıra geldi öğlen yemeğine.

Bir Ortaköy’lü olarak yine Ortaköy’den başlıcam. Ortaköy kahvaltısından çok kumpir ve waffel ile ünlü. Kumpircilerin müşteri kapmak için dökmedikleri dil yok. Onları izlemek çok zevkli. Ben kumpirimi devamlı hemşerimde Kayseri’liden yedim. Kumpir ve waffel fiyatları standart 15 türk lirası.
Bir arkadaşınızın doğum günü ise ve farklı olan şeyleri seviyor ise size tavsiyem birkaç tane mum alın. Kumpirciye gidin ve yaklaşık olarak ne zaman ve hangi kıyafetlerle geleceğinizi tarif edin. Mumları kumpirciye verin ve arkadaşınıza pasta yerine kumpir üfletin. Ben Almanya’dan ziyaretime
gelen bir arkadaşım için Kayserilide yaptırdım. Onlar ekstradan peçete ve aluminyum folyodan gül bile yaptılar. Karşınızdaki insanın şaşkınlığı görülmeye değer 😀
Bu güzel süprizden sonra dönelim tekrar konumuza.
İstanbul’dan balık yemeden dönmeyin. Eminönündeki balıkçılarda boğaza doğru bol soğanlı bir balık yemeden İstanbul gezdim demeyin 🙂
Bir balık ekmek yaklaşık olarak 8 lira. Ben hiç köprünün altındakilerden yemedim, hep teknedekilerden yedim ondan dolayı sadece teknedekileri tavsiye edebiliyorum.
Balık ekmek beni kesmez derseniz Yeniköy’deki Takanik restoranını kesinlikle öneririm. O mısır ekmeği bir zaman sonra utana utana istedim garsondan. Ne kadar çok yediğimi hatırlamak bile istemiyorum. Sıcak ve taze yapıyorlar, bu kadar güzel yapmasalar istemicem 🙂 Balık çorbasını ilk defa burda denedim ve çok hoşuma gitti.
Öğle yemeğinden sonra belki boğazda veya Emirgan korusundaki laleler arasında biraz yürüyüş yaptık. Peki ya kahve molasını nerede verelim…
İstanbul’un birçok yerinde kahve içtim. Size en çok hoşuma giden 3 mekanı tanıtıcam.
İlki İstiklal caddesinin Galat kulesi tarafında olan Türk Alman Kitabevi. Yeni yeni moda olan kitapcı ve kafe karışımı mekanlardan olan Türk Alman Kitabevi kitap severleri buluşturuyor. Almanya’dan gelen biri olarak, birkaç saatliğine Almanya özlemimi giderdim.
Ben boğaza karşı bir kahve içmek istiyorum diyorsanız, Kuruçeşme’deki Aşşk Kafe’ye gitmelisiniz. Fiyatları biraz yüksek fakat o manzaraya ve boğaz havasına değer 🙂 Deniz kenarında gelen geçen gemileri ve dalgaları seyretmek aşırı dinlendirici.
Starbucks’ı tanımayan yok. Aslında burda yazmamada gerek yok. Fakat ben Ortaköy’deki Starbucks’ın manzarasını İstanbul’a gelenlerin tadına bakmasını isterim. Köprü, Ortaköy Cami, karşıda Beylerbeyi Saray’ı ve daha birçok güzelliğin görüldüğü dördüncü katında kahvenizi yudumlayın. Kitabınız varsa okuyun. Kimse gelip sizi kovmuyor. Öğlen gittiğinizde ders çalışan öğrencileri görmek gayet normal 🙂
Mekan ayırmaksızın Karaköy’de ve Cihangir’de kahveler güzel. Eğer buralara yolunuz düşerse herhangi bir mekanda içebilirsiniz.
Sıra geldi akşam yemeğine.
Ortaköy’de ilk defa Kokoreç yedim. Ne olduğunu kimseye söylettirmedim ve hala bilmiyorum. Lezzeti gayet güzeldi ve bol baharatlı. benim çok hoşuma gitti.
Beykoz sosyal tesislerinde uygun fiyata güzel yemekler yiyebilirsiniz. Hemen boğazda olan mekan ulaşımı biraz zor. Ben İstinye’den tekneyle Paşabahçe’ye geçtim ve ordan otobüsle 2 durak sonra Beykoz sosyal tesislerine ulaştım.
Sultanahmet Meydanında Sultanahmet Köftecisinin tadına bakın!
Gelelim lüks mekanlara…

NusrEt çok ünlü bir Steakhouse. Birçok yerde şubeleri var. Ben Etiler’de Nispetiye Caddesindeki şubelerine gittim. Türk’ten çok turistlerin geldiği bir mekan.
Fiyatların çok yüksek olduğunu unutmamalı. Ama lezzeti belkide hayatınızda yediğiniz en güzel etdir. O yüzden verdiğiniz paraya kesinlikle deyicek.
Gelik ise aynı şekilde birçok yerde şubeleri var. Fiyatları NusrEt kadar olmasada yinede yüksek. Bu restoranın meşhur yemeği kuyu kebabı. Biraz fazla yağlı olsada tadına ve kalorilere değecek bir yemek.
Burger yemek istiyorsanız, Nişantaşı’nda Virginia Angus Steakhouse gidin derim. Çok lezzetli bir mekan.
Kebabı Fatih’te Ziya Şark Sofrası’nda yemelisiniz. Özellikle Zırh kebabı için bu mekan’a gitmeye değer. Benim favorim kaşık salatası.
Yemekler yendi sıra geldi çaylara.
Çayı ayağınızı uzatarak ve çekirdek çinterek içmek istiyorsanız Kız Kulesi manzaralı Üsküdar sahiline gideceksiniz.

Nargile eşliğinde ve uygun fiyata içmek istiyorsanız. Birazda fonda türk halk müziği veya türk sanat müziği olsun diyorsanız Süleymaniye Cami’nin yanındaki Lale Çay bahçesine gitmelisiniz. Eski duvarları ile ve ortadaki çeşmesi ile sizi şehrin karmaşasından uzaklaştırır ve dinlendirir. Çay bir lira 😀
İstanbul’u tepeden seyrederken içmek istiyorsanız Eyüp’te Piyer Loti tepesinde veye Fatih’te Aşık Molla’da içmelisiniz.
İstanbul’un çatılarının üstünde içmek isterseniz Kubbe-i Aşk’ta içmelisiniz.
Çayımızı içtik bitti diyorsanız yanılıyorsunuz. Tatlıları unutmayalım.
İstiklal Caddesinin kenar sokağında bulunan İnci pastanesi profiterolleri ile meşhur. Benim bugüne kadar yediğim en güzel profiteroldü.
Osmanlı mutfağından birşeyler olsun derseniz Beylerbeyi’nde mekan ile ismi aynı olan
Keşkülu-Fukara tatlısını tavsiye ediyorum.
Eğlenmeye sıra geldi fakat bütçe daraldı mı?

O zaman Asmalımescit’de İstanbul’un çatıları üzerinde uygun fiyata eğlenmek için Vida’ya gidilir.
Benim için fiyat önemli değil dersen Kuruçeşme’de Members Club‘a git derim. Bana göre o kulübün girişi efsane. Merak ettiysen git ve gör 😉

Reina İstanbul’un klasiği fakat deliler gibi eğlenmek isteyen biri için pek uygun değil. Daha çok oturup yüksek sesin arasında sohbet etmek isteyenler için bir mekan.
Yok ben yoruldum derseniz Nevizade’deki meyhanelere uğrayın.
Birçok ünlü şarkıcının ve gurubun çıktığı Jolly Joker ise konser dinlemeyi sevenler için bire bir. Nevizade sokağının hemen sonunda bulunan mekanda haftada en az 3 konser gerçekleşiyor. Eminim birinden biri sizede uyacaktır. Biletleri biletix’ten alabilirsiniz. Benim şimdiye kadar gittiğim konserlerin hepsinde kapıda bilet bulunuyordu.
Bu kadar çok mekan ve daha yazmadıklarım. İstanbul kazan ben kepçe 3 ayda bunlar birikmiş. Benden bukadar, size şimdiden iyi gezmeler 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: